This site is 100% ad supported. Please add an exception to adblock for this site.

set3

Terms

undefined, object
copy deck
fetch
gidip getirmek
influence
(1) etki (= impact, effect) (2) etkilemek
incredible
inanılmaz (:unbelievable)
kennel
köpek kulübesi
force
zorlamak
highly
oldukça, epey (= extremely)
fit
(1) sağlıklı, zinde, sıhhati yerinde (= robust, healthy) (2) (bir kıyafetin şıklık bakımından değil de bedene oturması anlamında) yakışmak (3) sara nöbeti (= seizure)
explore
keşfetmek,araştırmak
innovative
yenilikçi, icatçı
indicate
göstermek, belirtisi olmak
insignificant
(1) ehemmiyetsiz, önemsiz (2) anlamsız, manasız
implement
gerçekleştirmek (realize)
firework
havai fişek
imitate
taklit etmek
hopefully
inşallah (= with any luck)
induce
-e neden olmak, ikna etmek
implicate
bulaştırmak
fulfil
(görev, sorumluluk vb) yerine getirmek, icra etmek (= carry out)
fluctuate
dalgalanmak, istikrarlı gitmemek, bir artmak bir azalmak
kidnapper
adam/çocuk kaçıran (= abductor)
forthcoming
yakınlaşmakta olan, gelmekte olan ( Christmas vb.)
faint
(1) bayılmak (= pass out) (2) solgun (ses, renk vb)
join
katılmak, iştirak etmek
focus on
odaklanmak, yoğunlaşmak (= concentrate on, centre on)
iceberg
buz dağı (= glacier)
experience
(1) tecrübe (2) tecrübe etmek, yaşamak (3) olay, vukuat
inevitable
kaçınılmaz (= inescapable)
huge
iri, büyük (= enormous, immense)
insulate (against)
yalıtmak, (soğuğu/sesi vb) kesmek (hırkanın soğuğu kesmesi gibi)
grow tired of
--- den yorulmak
humiliate
aşağılamak, rezil etmek, utandırmak (= embarrass)
institute
kurmak
extract
elde etmek, çekip çıkarmak (üzümden sirke elde etmek gibi)
incorporate into
dahil etmek (= include, integrate)
fine
(1) ince ince/küçük doğranmış (et, patates vb) (2) iyi, güzel (3) para cezası
improve
geliştirmek
impose
zorla kabul ettirmek, koymak( vergi), yük olmak
fold
(1) katlamak, kıvırmak, bükmek (2) bir şeyin --- katı, --- misli (twofold, tenfold:iki katı/misli, on katı/misli)
Expiry Date
Son Kullanma Tarihi
injure
incitmek
fundamental
esas, temel, zorunlu (= essential)
familiar (with)
aşina, tanıdık
innovate
yeni bir şey icat etmek, yenilik getirmek (= invent)
integrate
bütünleşmek, kaynaşmak
fabricate
(1) uydurmak (= make up) (2) (raf vb) monte etmek (= put up)
harass
saldırmak, taciz etmek ******ual harassment:cinsel taciz
funeral
cenaze töreni
export
ithal etmek
extraordinary
(1) fevkalade, olağanüstü (= exceptional) (2) tuhaf, alışılmadık
expose
(1) açıklamak, arz etmek (= reveal) (2) (tehlikeye vb) maruz bırakmak
insist (on)
ısrar etmek (= persist in)
hazardous
tehlikeli (= perilous)
glorify
yüceltmek, övmek (= praise)
fierce
(1) şiddetli, kıyasıya, çetin (rekabet vb) (2) azgın, azmış (köpek vb)
hitchhiker
otostopçu
fiancée
(kız) nişanlı
invade
işgal etmek, istila etmek (= attck, occupy)
glance
göz atmak
graveyard
mezarlık (= cemetery)
explode
patlamak
justify
doğrulamak
forecast
önceden tahmin etmek (= predict)
expire
(yiyecek, ilaç vb için) son kullanma tarihi gelmek, miadı dolmak
hazard
tehlike
exploit
patlatmak, sömürmek
invest (in)
para yatırımı yapmak
identify
teşhis etmek, kimliğini belirlemek, sınıflandırmak
flatmate
ev arkadaşı
goal
amaç, gaye (= aim)
fertilize
(toprağı vb) verimli hale getirmek, verimli kılmak
initiate
(inişiyeyt)= başlatmak (= start, commence)
irregularity
(1) yolsuzluk, hile (2) düzensizlik
horrible
korkunç
inherit
mirasa konmak, miras olarak almak (= come into)
inhibit
göz dağı vermek
inspect
incelemek
growl
köpek ve benzeri hayvanların çıkardığı hırlama sesi
facilitate
kolaylaştırmak
extend
(1) (tatilin, ödevin vb) süresini uzatmak (= prolong) (2) ekleme yapmak (eve birkat daha çıkmak veya balkon eklemek gibi) (= make bigger) ***extension
intimate
(1) samimi (2) tanıdık, aşina (alışılan plaj, trafik manzaraları vb)
imply
ima etmek
legend
efsane (= myth)
generate
(1) (ısı, elektrik vb) üretmek (2) (tartışma vb) ortaya atmak
incline
eğmek, eğilimi olmak, fikrini vermek
inaudible
duyulamaz, işitilemez (ses vb)
grasp
(1) (bir nesneyi) kavramak (2) (bir konuyu) kavramak, anlamak
hunter
avcı
falsify
(1) hesaplar üzerinde oynamak (2) sahtekarlık yapmak (= fake)
imagine
hayal etmek
giant
dev X dwarf
genre (= canr)
tür, çeşit, nevi (= type, sort)
initially
başlangıçta, ilk etapta (= at first)
gender
cinsiyet (= ***)
label
etiketlemek
hurricane (hörikeyn)
kasırga
forgery
sahtekarlık (= counterfeit, fake)
favourable
olumlu, yapıcı (= positive, constructive) (2) uğurlu (= auspicious)
express
(1) ifade etmek, iletmek (2) çabuk, hızlı (= fast)
keyhole
anahtar deliği
leak
(1) (su, yağ vb) sızmak (2) (bilgi, gizli sırlar vb) medyaya sızmak
hire
(1) kiralamak (2) işe almak (= employ)
flight
(1) uçuş (2) uçak (= airplane:aeroplane)
joint
(1) eklem, mafsal (2) ortaklaşa yapılan (= mutual)
govern
yönetmek
grab
kapmak, el koymak (= snatch)
intention (intenşın)
niyet
give up
vazgeçmek, bırakmak (= abandon, abort)
instruct
talimat vermek
impact
çarpmak
fade
(1) solmak (2) solgun
invent
icat etmek (= make up)
idle
tembel (= lazy, indolent) X (= hardworking)
hardship
zorluk
fare
(otobüs, uçak vb için) fiyat
interpretation
yorum, çeviri
injustice
eşitsizlik, adaletsizlik (= inequality, unfairness)
fluctuate
dalgalanmak
fearful for
--- için korkan/endişelenen
frail
zayıf, cılız (= feeble)
fairly
oldukça (= quite, rather)
fracture
kırılmak, çatlamak ( kemik, kolon vb)
gradually
yavaş yavaş, kademeli olarak
introduce
(1) tanıştırmak (2) yeni bir icadı/fikri ortaya atmak
formulate
formülleştirmek, formüle dökmek
impeach
suçlamak, itham etmek (= accuse)
flow
(nehir vb için) akmak *** overflow:taşmak
investigate
araştırmak, incelemek (= search, look into)
grant
vermek, bahşetmek (burs, bağış vb)
latter
sonraki x former:önceki
forge
taklidini yapmak, sahtesini çıkarmak
illustrate
örneklemek
incapacitate
yetersiz bırakmak, olanak tanımamak, aciz bırakmak (= debilitate)
gloom
karanlık ***gloomy:üzüntülü, hüzünlü
harbour
(1) liman (2) barındırmak, sağlamak
field trip
kır gezisi, arazi gezisi
failure
başarısızlık
instantaneously
anlık, bir anda olan, aniden (= immediately, instantly)
invaluable
paha biçilmez, çok değerli (= priceless)
fleece
koyun postu (yünlü) *** hide:yünsüz post
fatal
ölümcül ***fatally injured:ağır yaralı, ölümcül yarası olan
famish
aç kalmak, açlıktan ölmek (= starve)
government
hükümet
guide
rehber, rehberlik etmek
havoc
hasar, yıkım (= destruction)
figure
(1) şekil, figür (2) rakam, sayı (3) figure out:anlamak (= make out)
flee
kaçmak (= escape)
get rid of
başından atmak, defetmek
legislate
yasamak
formerly
evvelki, önceki
flattery
birine yağ çekme
fortify
takviye etmek, sağlamlaştırmak, kuvvetlendirmek (= strengthen, enrich)
infer
anlamak, sonucunu çıkarmak
leisure
boş vakit
hasten
acele etmek
involve
(1) dahil etmek (2) gerektirmek
filthy
(1) pis, kirli (2) dayanıksız, sağlam olmayan
hectic
heyecanlı, telaşlı, hareketli (program, ofis vb)
hollow
oyuk, boşluk (ağaç kovuğu vb) *** hollow promise:boş vaat
imprisonment
hapse atmak (= incarceration)
ignore
görmezden kalmak, kale almamak (= take no notice)
freed
serbest kalmış, özgür (= at liberty, at large)
expire
süresi dolmak
indifference to
kayıtsız, ilgisiz olmak
invoke
dilemek
fussy
aşırı titiz (= fastidious, meticulous, diligent)
interrogate
sorguya çekmek
hesitate
duraklamak
fuzzy
tüylü
interview
(1) röportaj, röportaj yapmak (2) mülakat, mülakat yapmak
fiancé
(erkek) nişanlı
forceful
(1) güçlü, zorlu (2) etkili, ikna edici
intelligence
(1) zeka, akıl (2) haber ajansı
former
önceki (iki şeyden bahsederken ilk söylenen kişi veya şey)
isolate
izole etmek, (iki şeyi vb) birbirinden ayırmak, tecrit etmek
insatiable (inseyşıbıl)
(1) gözü doymaz, doyumsuz, aç gözlü (2) obur, pisboğaz
immobilize (immmobilayz)
hareketsiz/sabit kılmak
lawyer
avukat (= solicitor)
involvement
dahil olma, karışma (= association, participation)
immediate
(1) derhal, acele, çabuk (2) (akraba için) en yakın
influential (influwenşıl)
nüfuzlu, sözü geçer, çevresi geniş (= well-connected)
intentional
kasıtlı,maksatlı,bilebile (= deliberately)
knock
(1) devirmek (2) (kapı vb) çalmak
interaction (with)
etkileşim
interfere
başkasının işine burnunu sokmak
illusion
hayal,hülya, kuruntu
finance
finanse etmek, paraca desteklemek
jeopardize (ciopidayz)
tehlikeye atmak (= endanger, imperil)
incapable of (inkepıbıl)
kabiliyetsiz, yeteneksiz (= unskillful)
incessant
aralıksız, sürekli
frame
çerçeve
interfere with
karışmak, müdahale etmek
knowledge
bilgi
lamb
(1) kuzu (2) kuzu eti
harshly
(1) sert bir şekilde (2) kabaca
hinder
(1) engel, mani (2) engel olmak, mani olmak
forgery
sahtekarlık, kalpazanlık
innovation
yenilik, yeni bir şey icad etmek
gather
(1) toplamak, bir araya getirmek (2) bir araya gelmek
groom
damat
include
dahil etmek, içermek (= consists of, incorporate) x exclude

Deck Info

200

permalink