This site is 100% ad supported. Please add an exception to adblock for this site.

toefl

Terms

undefined, object
copy deck
emanate
n.,sızmak,çıkmak,ortaya çıkmak,doğmak,
distinct
{A} ayrı, farklı, aşikâr,
paradigm
n.örnek, numune-paradigm for
catastrophic
adj.extremely harmful
rim
n.kenar,yan tarafı
intensify
v. yoğunlaştırmak,kuvvetlendirmek,şiddetlenmek
myriad
{A} çok büyük sayıda, sayısız
string
v.sıralamak, kılçıklarını ayıklamak, sıra halinde gitmek, yutturmak,
snowflake
n.kar tanesi
point out
{V} belirtmek,dikkatini çekmek,ana fikir
moisture
{N} ıslaklık, nem, rutubet
strive
{V} uğraşmak, çabalamak, gayret etmek
persist,persistent
v and adj ofthe persevere
burden
{V} yüklemek,sırtına yüklemek,yük, ağırlık, sorumluluk,stress altında kalmak
compose
{V} oluşturmak, meydana getirmek, yaratmak
extent
genişlik,boyut, kapsam,
Approve
{V} uygun bulmak, uygun görmek, kabul etmek
such
{A} öyle, böyle, bu gibi, bu tür
row
{N} sıra, dizi, sıralı evleri olan sokak
inferior
{N} aşağı derecede olan şey,alt tabaka
rivale
{N} rakip,
profusion
n.çok büyük miktar, çokluk, bolluk
Melamine
bir cins plastik, kap yapımında kullanılan
Reunion
birleşme,toplanma
convince
{V} ikna etmek, inandırmak
agnostic
{N} agnostik, bilinemezlik about god
chain
{V} zincirlemek, zincire vurmak, kayıt altına almak,
surgery
{N} cerrahlık, ameliyathane, muayenehane
rebel
{V} isyan etmek, başkaldırmak,{A} isyancı
dense
{A} kalın, yoğun, koyu, sık, sıkışık-fosille ilgili
enforcement
güç uygulama,zorlama
embrace
{V} kucaklamak, bağrına basmak,benimsemek
severe
adj.severe case-şiddetli sorunlar,problemler
invasive
{A},zarar veren, saldıran, akın eden, bozan
spirituality
n.dinsellikı,maneviyat
task
{N} görev, iş, külfet,
ornamental
{A} süsleyici,süs olarak kullanılan
safeguard
v.to protect-it implies to protect for a long time
certifiable
{A} teyit etmek,onaylanabilir, doğrulanabilir,
discriminate
v.to choose carefully among options
working class
{N} işçi sınıfı, emekçi sınıfı
resist
{V} direnmek, dayanmak, karşı koymak,engellemek
derail
v.raydan cıkmak,insanın yoldan çıkması uyşturucu ile
gap
{N} boşluk, aralık, açıklık, geçit,
Bear
üstlenmek,katlanmak,doğurmak
Collect
bir araya getirmek bir şeyleri,toplamak,
hazardous
adj.dangerous
exclude
{V} hariç tutmak, dahil etmemek, dışında tutmak,
recede
{V} geri çekilmek, geri gitmek, çekilmek
foolish
{A} aptal, sersem, enayi, akılsız
dedication
{N} tahsis edilmiş, ithaf
territory
{N} ülke, bölge, toprak, arazi,
biased-bias
{A} önyargılı, taraflı, peşin hükümlü,
consequence
n.a result-consequence usually implies something negative or serious about the result
wipe out
{V} silmek, çıkarmak, temizlemek, kapamak (borç)
diagnose
{V} teşhis etmek, tanımlamak
reveal
v.belli etmak,açığa vurmak
decrepit
{A} çökmüş, zayıf düşmüş,eskimiş, yıpranmış,
anesthesia
{N} anestezi, uyuşturma, hissizlik
prestige
prestij,saygınlık
implication
n.gerektirme, içerme
tangible
{A} somut, el: elle tutulur, gerçek-obviously real
inoculation
aşı,aşılama,aşı yapma
deny
{V} inkâr etmek, yalanlamak, yadsımak, reddetmek,
destine
{V} yöneltmek, nasip etmek, kaderinde olmak
heir
{N} varis, mirasçı
process
{N} yöntem, usul, işlem, süreç, gidiş
insight
{N} kavrama, içyüzünü anlama, sezme,
property
{N} eşya, emlâk, mal, mülk, varlık
attachment to
-e bağlılık
place
v. yerleştirmek
adhere
{V} yapışmak, bağlanmak, bitiştirmek, bağlı kalmak,
convey
{V} taşımak, nakletmek, iletmek, yollamak,
compensate
{V} karşılamak, telâfi etmek,denklemek, (compensate for)
efficiency
verim oranı, yeterlilik
circulate
v.to move throughout an area or group,dolaşım,dolaşmak
breast
{N} göğüs, meme,{V} göğüs germek
mark
{N} işaret, damga, iz, marka,
subordinate
-den aşağı kalan; -den sonra gelen;
allocate
{V} bölüştürmek, paylaştırmak, ayırmak, tahsis etmek
rank
{V} dizmek, sıraya koymak, saymak,
maintain
sürdürmek,sağlamak,korumak,devam ettirmek
retrieve
v.to bring or get back, geri almak, kurtarmak, avı bulup getirmek (köpek)
moral
ahlaksal,ahlaki
anticipate
v.ummak,sezinlemek,önceden görmek
relegate
göndermek, indirmek, sürmek, sürgün etmek,
yield
{N} verim, ürün, getiri, gelir, {V} vermek, sağlamak, ürün vermek
combustion
n. yanma,tutuşma--(combustion of),combustion chamber yanma hücresi
prior
{A} önceki, eski,
detection
{N} keşif, bulma, detection of the cancer
disparate
{N} bambaşka şeyler, benzeşmeyen şeyler, farklı şeyler
süperior
{N} üst, üstün kimse{A} üstteki, üst, üstün, yüksek
incredulous
{A} zor inanan, inanmaz, kuşkucu,
confine
{V} sınırlamak, tutmak, hapsetmek, kapamak
tenement
{N} kiralık ev, kiralık yer
encompass
v.kapsamak,etrafını çevirmek,kuşatmak
incidence of
(bir şeyin) meydana gelmesi,The incidence of cholera has been declining
will
dilemek,istemek,arzulamak
rifle
{N} tüfek,yivli tüfek
take over
{V} devralmak, üstlenmek, yönetimini almak
portray
v.tanımlamak, tasvir etmek,
sacrifice
{V} kurban etmekkurban, tanrıya sunma, feda etme,
feature
(feature of)n.part,characteristic
gut
1.içini çıkartmak,temizlemek 2.bağırsak
bednet
protection
notion
{N} kavram, fikir, görüş,inanç.
wound
{N} yara, bere--{V} kâlbini kırmak, yaralamak, incitmek
adventure
{N} macera, serüven,
seed
n.tohum, çekirdek, tane asıl, kaynak,
expand
extend,genişleme,büyüme,
legitimate
v.yasal hale getirmek,meşru n. yasal
frontier
{N} sınır, hudut
breadth
{N} genişlik, en, saha, uzaklık
net
{A} net, kesintisiz
resemble
benzemek
enterprising
{A} girişimci, girişken, uyanık,yaratıcı
precipitation
n.yağış
further thought
looking deeper
value
{N} değer, kıymet, önem
sequence
v.dizmek,sıralamak
rate
n.değeri,fiyatı,kımet,bedel
resist
{V} direnmek, göğüs germek, dayanmak
shield
{V} korumak, kalkan olmak, örtmek,siper olmak
Dispatch
v.yollamak,göndermek,sevketmek
irrigation
n.sulama
assess
{V} değer biçmek, belirlemek-to estimate value of sth
pandemic
widespread,birkaç ülkede yaygın
suspend
{V} asmak, askıya almak, ara vermek,geçici olarak durdurmak
fill the void
boşluğu doldurmak
luxury
lüks
decline
v.to decrease in power or amount
ignore
{V} önemsememek, boşlamak, önem vermemek,
accrue
{V} artmak, çoğalmak, büyümek, payına düşmek, tahakkuk etmek
augment
{V} artırmak, çoğaltmak, büyütmek-to make bigger or by adding to
saga
{N} destan, efsane
apart from
{ADV} başka, dışında
diarrhea
ishal
retain
alıkoymak,tutmak,kaybetmemek,to keep
degrade
To reduce from a higher to a lower rank
core
{N} iç, öz, çekirdek, göbek, (core of or core by)
link
{V} bağlamak, eklemek, bağlantı kurmak
precautionary
{A} tedbirli,önlemli
vibration
titreşim,titreşmek
rotate
{V} dolandırmak, dolamak, dönmek, döndürmek,
solar
adj.güneşsel,güneşe göre hesaplanan; güneş etkisiyle
Occupy,occupied
{A} meşgul, dolu
distance
mesafe, uzaklık, ara
fortify
{V} kuvvetlendirmek, takviye etmek, desteklemek-to strengthen
devise
{V} tasarlamak, planlamak, icat etmek,(original way)-en iyisini planlamak
terminal
n.gar.son durak
merge
{V} birleşmek, karışmak, kaynaşmak
animism
canlıcılık,varlıkların bedenlerinden ayrı olarak ruh sahibi oldukları inancı
preserve
v.protection
adversely
adv. negatively,after this adverb we have to use affect
poultry
{N} kümes hayvanları
contamination
n.pislik,kirletme,being made a less clean
intimidation
{N} gözdağı, korkutma, tehdit
phantom
n.hayali görüntü,aslı olmayan bir şeyin gorünmesi,
corrode
v.aşındırmak,yıpratmak
contemplate
{V} tasarlamak, düşünmek, seyretmek,
per capita
adv.for each person
painful
{A} acıtan, ağrıtan, eziyetli,
stem
kök,gövde,ana
impoverish
to make a person or group poor
epoch-era
{N} devir, çağ,
trigger
v.tetiklemek,başlatmak,
vapor
{N} buhar, buğu, kuruntu(v). buğarlaşmak
precise
adj.tam ,kesin,
dispose of
v.to get rid of ,elden çıkartma,
Enforcement
{N} uygulama, zorlama
Regulation
düzenleme,kural,
relieve
v.rahatlatmak,dinlendirmek
self
n.kendine özgü,sahsi
addiction
bağımlılık,düşkünlükbağımlı olmak
installation
ayar yapmak,ayarlamak,kullanılabilir hale getirmek
Consume
{V} tüketmek, harcamak, bitirmek
accommodate
{V} alıştırmak, uydurmak, bağdaştırmak
fatally
{ADV} ölümle, kaçınılmaz şekilde, ölümcül şekilde
intestine
n.bağırsak
preserve
{V} korumak, muhafaza etmek,
perception
n.algılama
deny
v. inkâr etmek; tekzip etmek, reddetmek
seek
{V} aramak, aranmak, araştırmak
predecessor
n.,birinden önce gelen kimse
notorious
{A} adı çıkmış, dil: dile düşmüş, kötü tanınmış
proof
{N} kanıt, delil, ispat, sağlama,
İnfant
küçük cocuk,bebek
infinitesimal
adj.immeasurably small
expeditiously
adv.suratle,hızla
ritually
as a part of traditioanal ceremony--
snowfall
{N} kar yağışı, yağış miktarı
barely
hemen hemen, kıtı kıtına
affluence
bolluk, çokluk, zenginlik, servet
exert
{V} kullanmak, harcamak, uygulamak
orwellian
adj.controlled by government
gain
v.kazanç sağlamak,kar etmek,elde etmek
deserve
{V} hak etmek, layık olmak
spring
v.guickly-türkçe spring atmak,bir anda hızlanmak
thus
adv. böylece,nitekim
nucleus
n.çekirdek,öz,ana,atom çekirdeği(nucleus of)
team up
{V} ekip oluşturmak, birlikte çalışmak,
inhibit
{V} kısıtlamak, tutmak, engellemek
evaluate
{V} paha biçmek, değerlendirmek, ölçme
trait
{N} özellik, kişisel özellik
intermediary
{N} aracı, arabulucu,arabuluculuk eden
wind up
phrasal verb.to come to be in a particular situation like bad one
petrifaction
{N} taşlaşma, taş kesilme, fosilin taşlaşması
union
dernek,birleşim
dental
n.dişlerle ilgili {A} dişlere ait, diş, dişsel
milieu
{N} çevre, muhit(general environment or surrounding)
liability
{N} sorumluluk, mesuliyet, yükümlülük,-legal responsibility(liability to-2.meaning only)
mortise
{V} zıvana açmak(yuva)--erkek geçme parçası tenon--
commodity
{N} eşya, mal,hammadde,başlıca satış ürünleri
through that, through which
{ADV} böylelikle, bu yolla,
in conjunction with
ile beraber, ile birlikte, --along with
trap
{V} kapak takmak,kapak,tuzak
proportion
n.oran,miktar,nicelik,orantı
in vitro fertilization
kadınlar için doğal yoldan döllenme cocuk ahibi olmaları için,
cannon
{N} top, bombardıman silahı,{V} topa tutmak, bombardıman etmek
rectangular
{A} dikdörtgen biçiminde
sole
adj.only-(sole always using before the noun it modifies)
plunge
v.to go down suddenly,to decrease by great amount in a short time
eager
{A} hevesli, gayretli, istekli,
protruding
{A} dışa çıkık, fırlak, çıkıntılı, pörtlek
persist
{V} devam etmek, sürdürmek, ısrar etmek,sebat etmek-persevere
rational
{A} oranlı, rasyonel, akla yatkın
meditate
v.düşünceye dalmak; düşünmek,meditasyon yapmak-to reflect
lease
v.to rent sth for a long time(months or yaears)
pilgrimage
{V} hacca gitmek
haunt
v.(hortlaklar/ruhlar) sık sık uğramak,devamlı görmek hortlak
pious
{A} dindar, sahte sofu,
constitution
anayasa,alabama constitution
unleash
v.release,make free ,salıvermek köpeği,duyguları
widespread
yaygın
interpretation
{N} yorum, çeviri, tercüme,
wisdom
{N} akıl, akıllılık, bilgelik, hikmet, ilim
praise
övmek,methetmek
conceivable
{A} akla uygun, kavranabilir, makul, düşünülebilir
stirring
heyecan verici,heyecanlandırıcı
freelance
serbest çalışan,serbest kişi
prognosis
{N} hastalığın sonucunu tahmin
malaria
sıtma
apex
{N} doruk, zirve, tepe, uç(to someone abilities)
artillery
{N} ağır silahlar, topçu sınıfı
layout
yerleşim planı
ease
{V} rahatlatmak, kolaylaştırmak, hafifletmek,
reconciliation
{N} barış, barışma, uzlaşma, uzlaştırma,
Urinary
{A} idrar, sidik
breakthrough
buluş(bilimsel)
parochial
{A} bölge kilisesine bağlı,bir kilise cemaatine ait;
consciously
{ADV} bile bile, bilinçli olarak,bilinçli bir şekilde
daring
{A} cüretkâr, pervasız, atak, cesur, cüretli,yiğit(bold)
quote
{V} alıntı yapmak, aktarmak,{N} aktarılan söz, başkasının sözünü tekrarlama
contrast
{V} karşılaştırmak, tezat oluşturmak, çelişmek,zıt
deify
{V} tanrılaştırmak, tapmak-n.deity
divination
{N} tahmin, kehanet, fal bakma
architecture
{N} mimarlık, mimari, yapı
cavity
{N} oyuk, çukur, boşluk,
oppress
(V} sıkmak, bunaltmak, ezmek, baskı yapmak,
prevailing
{A} geçerli,galip, egemen, galip gelen(most common)
evolve
{V}geliştirmek, çıkarmak, gelişmek, evrim geçirmek
traitor
{N} dürzü, hain, vatan haini
incursion
{N} istila, hücum, akın,
propose
{V} önermek, teklif etmek,
indisputable
A} şüphe edilmez, şüphe götürmez, tartışmasız,inkâr edilemez
concrete
{A} somut, el: elle tutulur,beton
prosper
{V} başarılı olmak, yolunda gitmek, iyi gitmek,
digest
v.sindirmek,hazmetmek
impact
n.a strong influence
distortion
{N} bozukluk, bükülme,biçimini bozma
domesticate
{V} uygarlaştırmak, medenileştirmek, evcilleştirmek,
storage
n.depo
vein
{N} toplardamar, damar(kanı taşıyan damar)
Propose
v.teklif etmek,önermek
cull-culling
işe yaramayan hayvanları öldürmek
submerge
{V} batırmak, batmak, daldırmak, sular altında bırakmak
charity
{N} hayır, hayırseverlik, yardımseverlik
privilege
{N} ayrıcalık, imtiyaz, dokunulmazlık,
Trial
duruşma,dava,mahkeme
invoke-invocation
{V} yalvarmak, yakarmak, dua etmek-to call
deposited
n.birikinti, tabaka,tortu
fort
{N} kale, hisar
peak
n. zirve,tepe noktasıv.doruğa ulaşmak
beyond
{PREP} ötesine, ötesinde, öteye, ötede,{ADV} aşırı, ötesinde(N} öbür dünya, ahiret
famine
n.açlık,sıkıntı,yokluk,a kind of hunger
proceed
{V} ilerlemek, devam etmek,
failure
{N} eksiklik, yokluk, aksatma, kusur, bulunmama,
scar
{V} iz bırakmak, sıyırmak,yara izi, iz,
bizarre
{A} acayip, tuhaf, garip
swamp
{V} batırmak, hiçe saymak
procedure
{N} prosedür, işlem, usul,
trench
{V} hendek kazmak, siper kazmak
conservation
{N} koruma, muhafaza etme
Gap
açığı,boşluk,safety gaps:güvenlik....
succumb
dayanamamak, karşı koyamamak, pes etmek, yenilmek
outpost
{N} ileri karakol, başkentten çok uzak yer,ileri uçta
tissue
{N} doku
float
yüzmek, batmamak, su yüzünde durmak,su yüzeyinde yüzen herhangi bir şey
devastate
{V} harap etmek, enkaz haline getirmek, mahvetmek, tahrip etmek
fossilize
v.fosilleştirmek
jointly
adv.together with one or more other parties
toward
{PREP} doğru: -e doğru, karşı, karşı: -e karşı,
intervene
{V} arada olmak, araya girmek, aracılık etmek,to come between
slaughter
{V} kesmek, boğazlamak, kılıçtan geçirmek
invasion
{N} istila, saldırı, akın
compensation
tazminat,bedel,telafisi,masraf karşılama
evacuation
{N} boşaltım, tahliye, dışkılama, (insanları) (bir yerden) alma; (bir yeri) boşaltma,
violation
{N} bozma, ihlâl etme, riayet etmeme,tecavüz etme(violation of)
extend
expand,büyüme ,genişleme
post
n.garnizon(askeri anlamda)-nokta-postane
rebound
{V} sekmek, çarpıp geri gelmek, yansımak, yankılanmak
coincide
{V} çatışmak(aynı zamanda), rastlamak, denk gelmek,(exist at the same time)
circumstances
durumlar, koşullar,mali durum
spectacular
{A} göz alıcı, dikkat çekici, gösterişli, şaşırtıcı,
mutate
{V} değişmek
alter
{V} değiştirmek, başkalaştırmak, değişiklik yapmak,
substance
n.madde,öz,cisim
pass away
death
consume
{V} tüketmek, harcamak, bitirmek,
What's more
in addition,
be addict to
v.alışmak,bağımlı hale gelmek
flood
n.sel,cover the water
psychic
{N} medyum, ruhsal,
poison
{V} zehirlemek, zehir katmak, n.zehir
inject
{V} enjekte etmek, iğne yapmak, şırınga etmek,
derive
v.to come from
equity
{N} adalet, eşitlikçilik, tarafsızlık,(equity in)
obtain
v.to get,elde etme
curriculum
{N} müfredat, öğretim planı
eruption
v.to explode suddenly,aniden patlama meydana gelmesi
derive from
-den sağlamak,türetmek
intuitively
adv.sezgiyle,natural sense,doğal hisle
de facto
{ADV} bilfiil, fiilen,{A} gerçekten yapılan, fiili,
exalt
{V} yükseltmek, övmek, yüceltmek, artırmak, ,to praise
Counsel
v.öğüt verme,nasihat verme,opinion
horror
{N} dehşet, korku,
soil
n.toprak,bölge ,gelişme ortamı
roster
{N} liste, nöbet listesi, görev listesi
revere
{V} büyük saygı duymak, önünde saygı ile eğilmek,
emotion
{N} heyecan, duygu, duygulanma, his
implicitly
{ADV} üstü kapalı olarak, dolaylı olarak
diminish
v.make sth smaller or weaker
implement
v.uygulamak,uygulamaya koymak
fertilize
v.tohumlamak,gübrelemek
donate
{V} bağışlamak, bağışta bulunmak, vermek,
discard
ıskartaya çıkartılmış,çöp,atık
delicate
{A} nazik, narin, ince, nazlı,
outbreak
{N}ortaya çıkma, başlama, patlak verme, salgın
gown
{N} elbise, rop, cüppe
inherent
adj.doğuştan olan,doğal,yaratılıştan olan
outcome
{N} sonuç, son
exponentially
adv.at a very fast rate,çok büyük bir oranda 4 üzeri 3 gibi
perpetuating
{V} sürdürmek, aralıksız yapmak,
proliferation of
aniden büyük oranda artış
mainstream
ana görüş
implant
tedavi amacıyla vücüt içinr sert bişey yerleştirme,birşey yerleştirme vucuda
virtual
{A} gerçek, asıl, gerçek kuvveti olan
disease
{N} hastalık, rahatsızlık,
sustain
katlanmak, uğramak, maruz kalmak,
submissive
{A} uysal, itaatkâr, boyun eğen,
innovation
n.yenilik,yenilikçi,
store
v.depolamak
evidence
N} delil, kanıt
evolve
v. to develop, to come forth
implement
to put a plan or system into operation-the changes to the health system will be implementation..
Petition
dilekçe vermek,talepte bulunmak
permeate
v.nüfuz etmek, içine işlemek,içine geçip yayılma.
conquest
{N} fetih, zapt, fethedilen topraklar,
cremation
{N} ölü yakma
plotted
adj.planı yapılmış,çizilmiş
deplete
v.boşaltmak,dökmek
infection
n.enfeksiyon,iltahap
flu-like
kuş gribi
by+ing
--erek,--arak
alike
{A} benzer, aynı, benzeyen,
cruel
{A} acımasız, gaddarca, gaddar,
overdue
{A} geç kalmış, rötarlı, vadesi geçmiş
trite
adj.herkesçe bilinen, basmakalıp, malum
ecclesiastical
Adj.kiliseyle ilgili, kiliseye ait,related to church
cease
v.stop
awkwardly
{ADV} beceriksizce, sakarca
erudite
{A} alim, bilgin, bilgili, bilge,bilge kişi
excess(ıkses)
{N} aşırılık, aşırıya kaçma
severely
{ADV} şiddetle, sert bir biçimde,ciddi bir şekilde(harshly,extremely)
cap
{N} kep, kasket
controversial
anlaşmazlık,tartşma,anlaşmazlığa neden olan
distinctly
{ADV} farklı biçimde, ayırt ederek, belirgin biçimde-clearly
actually
{ADV} aslında, fiilen, gerçekte, doğrusu
acquire
v.to get something
vaccinate
{V} aşı yapmak, aşılamak
aggregate
adj.gathered whole,biriktirilmiş toplam,toplam tutar
meddling
görevi olmadığı halde başkasının işine karışmak
prominent
adj.belirgin ,baskın,göze çarpan
pursuit
kovalama, takip, araştırma, uğraşı, meşguliyet,
vestige
n.kalıntı, iz, eser, işaret.
nobility
{N} yücelik, asillik, soyluluk, soylular
drastically
{ADV} şiddetle, sert bir biçimde,
wealth
{N} zenginlik, servet, varlık, bolluk, mal varlığı
cover
{V} kapamak, örtmek, kaplamak, kapatmak,
beneath
(ADV} altında, altına, altta
carry out
v. uygulamak,gerçekleştirmek
rigor
1-{N} sıkıntı, cefa, zorluk,2-sertlik, katılık
mass
{V} yığmak, toplamak, kümelemek
latter
daha sonra gelen,ikincil olan
tenacity
{N} azim, inat, bir işin arkasını bırakmama, bir işten vazgeçmeme,
persevere
v.to keep going,sabretmek,direnmek,azmetmek
diverge
{V} açılmak, ayrılmak, birbirinden uzaklaşmak, uyuşmamak,
amend-amendment
{V} düzeltmek, iyileştirmek,(kuralı/tasarıyı) değiştirmek.
subsist
{V} geçinip gitmek, var olmak,geçinmek
snap
{V} ısırmaya çalışmak, ısırmak
aggravate
{V} şiddetlendirmek, kötüleştirmek, ağırlaştırmak- v.to make worse
collide
{V} çarpmak, çarpışmak, çatışmak, zıt düşmek, ters düşmek
sediment
{N} tortu, çökelti, tortul tabaka,
combine
combine etme,birleştirme
combat
{V} dövüşmek, çarpışmak,savaşmak
rigid
{A} sert, katı, eğilmez, bükülmez,aşırı sert
annex
{V} eklemek, ilave etmek, topraklarına katmak,
cease
{V} durmak, dinmek,bitmek, sona ermek, vazgeçmek
component
{N} parça, eleman, bileşen, öğe, tamamlayıcı parça
cultivation
n.tarım,ziraat, tarım maddesi yetiştirme
longitude
n.enlem,boylam
tool
{N} alet, araç
smuggle
{V} kaçakçılık yapmak, gümrükten mal kaçırmak,
elite
{N} elit tabaka, seçkinler, seçme kısım-belong to a special
perceive
{V} algılamak, hissetmek, sezmek,
adequate
{A} uygun, elverişli, yeterli
compress
v.to press together,komple press yapma
Taint
bozulmuş(yemek),lekelenmek,iz kalmak
dynamic
adj.full of energy
counter
{V} karşılık vermek, karşı koymak,
exploit
to take advantage of:,to treat inconsiderably in order to profit-istifade etmek,çıkarına kullanmak
anomaly
n.çok nadir görülen, anormal bir şekilde,something unusual
mortise chisel
zıvana açmaya yarayan keski
collapse
{V} çökmek, düşmek, yıkılmak, başarısız olmak
allegiance
{N} sadakât, bağlılık-loyality(allegiance to)
assimilate
{V} özümlemek, sindirmek, özümsemek,(assimilate into)
nomadic
{A} göçebe gibi, göçebeye ait, başıboş dolaşan
accumulate
to build up a large amount of something-{V} biriktirmek, toplamak, yığmak
concern
{N} ilgi, alâka,
inflation
{N} enflasyon, şişkinlik, şişirme,
abondon
v.to give up, bırakmak
influenza
{N} grip
be inclined to
v.yatkın, meyilli,he was inclined to vote republician.
congregate
{V} toplamak, birleştirmek, toplanmak
discretely
adv.separately.distinctly,ayrı bir şekilde,ayrım
cure
{V} iyileştirmek, tedavi etmek,tedavi, şifa, ilaç, çare--(heal=cure)
mobilize
{V} hareketlendirmek, seferber etmek, silâh altına almak
constraint
{N} zorlama, baskı, zor, sınırlama
marrow
{N} ilik, öz-marrow bones -kemik iliği
secular
{A} dünyevi, dünyasal, laik, dinsel olmayan,
Conceive
gebe kalmak,düşünmek,anlamak
rite
{N} dini tören, ayin, dinsel tören
acquisition
{N} edinme, kazanma, kazanç,elde etme(acquire)
arbitrary
adj. keyfi, isteğe bağlı,gelişigüzel
aside perhaps from
maybe except for
forensics
n.münazara sanatı-criminal case lerde.
proprietor
n.owner-usually of a business(proprietor of)
maintenance
n.bakım,onarım
affluence
wealth
ratio
{N} oran, orantı(ratio of-ratio to)
resolution
kesin karar,öneri
ponder
{V} iyice düşünmek, kafa yormak, kafa patlatmak,
constitute
v.teşkil etmek,oluşturmak,seçmek
cluster
toplanmak,bir araya getirmek,
pave
v.asfalt veya taş ile döşemek
collagen
iç içe geçmiş, birden çok yapıyı barındıran,
composition
n.bileşim,karışım
expense
{N} harcama, masraf, gider
sophisticate
{N} kaşarlanmış kimse,bilgili kimse, bilge
subsidy
{N} devlet desteği, para yardımı
routine
{A} rutin, alışılagelmiş, her günkü,
approach
{N} yaklaşma, yanaşma, yaklaşım, yol, benzerlik
attachment
{N} ilgi, parça, aksesuar, alâka, bağlılık,sevgi,tercihen
complication
{N} karışıklık, karmaşa, zorluk, komplikasyon
Toddler
yeni yürümeye başlayan bebek
asset
{N} kıymetli şey ,varlık, değerli şey,
drill
{V} delmek, matkapla delmek,
vitro
tüp,glass
prejudice
{V} etki altında bırakmak, önyargılı olmasına neden olmak
lateral
tan,yan dal,yan şey...
tight
{A} sıkı, dar, gergin, kasılmış,
relic
{N} kalıntı, eski eser, kutsal emanet

Deck Info

482

permalink